Hindistan, Paris Anlaşması kapsamında verdiği iklim taahhütleri doğrultusunda, 2035 yılına kadar emisyon yoğunluğunu 2005 seviyelerine kıyasla yüzde 47 azaltmayı hedeflediğini açıkladı. Uzmanlar ise açıklanan bu hedefleri ‘’temkinli’’ olarak nitelendiriyor.
Dünyanın en hızlı büyüyen büyük ekonomilerinden biri olan Hindistan, aynı dönemde temiz enerji yatırımlarını artırarak kurulu güç içindeki payını yüzde 52,6’dan yüzde 60’a çıkarmayı planlıyor. Ülke, 2020 itibarıyla emisyon yoğunluğunu zaten yüzde 36 oranında düşürmüş durumda.
Emisyon yoğunluğu, bir ekonominin büyüklüğüne karşılık ürettiği sera gazı miktarını ifade ediyor. Hindistan’da toplam emisyonlar ekonomik büyümeye paralel olarak artmaya devam ederken, ülke kişi başına düşen düşük emisyon seviyesini öne sürerek gelişmiş ülkelerin iklim mücadelesinde daha fazla sorumluluk alması gerektiğini savunuyor.
Hindistan hükümeti yaptığı açıklamada, “Ülkenin iklim politikaları kararlı ve iddialı bir şekilde ilerliyor” denilirken, yol haritasının merkezinde yenilenebilir enerji yatırımlarının yer aldığı vurgulandı.
Öte yandan eleştirmenler, Hindistan ve Çin gibi gelişmekte olan ülkelerin hedeflerini yeterince iddialı bulmuyor. Ancak Hindistan, temiz enerjinin elektrik kapasitesindeki payını yüzde 50’ye çıkarma hedefini 2030 yerine 2025’te gerçekleştirerek bu alanda beklentilerin önüne geçmişti.
Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezi analisti Lauri Myllyvirta ise Hindistan’ın hızla büyüyen temiz enerji sektörünün, hükümetin resmi hedeflerinden daha hızlı sonuç üretebileceğini belirtiyor.
Hindistan Elektrik Otoritesi de güneş ve rüzgâr enerjisindeki artışın etkisiyle temiz enerjinin toplam elektrik üretimindeki payının 2035’e kadar yüzde 70’e ulaşabileceğini öngörüyor. Bu oran, hükümetin yüzde 60’lık hedefinin oldukça üzerinde.
Küresel ölçekte ise ABD’de Başkan Donald Trump döneminde iklim politikalarında yaşanan geri adımlar, diğer ülkeler üzerindeki baskıyı artırıyor.
Avrupa Birliği 2040 yılına kadar sera gazı emisyonlarını 1990 seviyelerine göre yüzde 90 azaltmayı hedeflerken, Çin de emisyon zirvesinin ardından yüzde 7 ila 10 arasında düşüş planlıyor.
Birleşmiş Milletler, ülkelerin mevcut taahhütlerini yerine getirmesi halinde önümüzdeki on yılda küresel emisyonların düşebileceğini, ancak bu hızın iklim krizinin etkilerini sınırlamak için yeterli olmayacağını vurguluyor.
Kaynak: