Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Kongo göllerinden yükselen 3.000 yıllık karbon

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ndeki iki büyük gölün, çevredeki turbalıklarda binlerce yıldır depolanmış karbonu atmosfere saldığı belirlendi. Bilim insanlarına göre bu gelişme, küresel iklim dengesi açısından endişe verici sonuçlar doğurabilir.

İsviçre merkezli ETH Zurich araştırmacılarının yürütttüğü ve sonuçları Nature Geoscience dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, tropikal turbalıkların iklimin düzenlenmesinde kritik rol oynadığı ve içerdikleri karbonu binlerce yıl boyunca güvenli biçimde depoladığı düşünülüyordu.

Ancak araştırma, Mai Ndombe Gölü ile Tumba Gölü’nden kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının yüzde 40’a kadarının, yeni bitki örtüsünden değil, yaşı 3 bin yılı aşan eski turba birikintilerinden geldiğini ortaya koydu.

Karbonun turbalıklardan göllere nasıl taşındığı henüz netlik kazanmış değil. Ancak araştırmacılar, iklim değişikliği ve arazi kullanımındaki dönüşümlerin, bu süreci hızlandırabileceğine dikkat çekiyor. Bu tür dönüşümler kuraklık koşullarını artırarak turbalıkların kurumasına yol açabiliyor.

Turbalar, ölü bitki kalıntılarının suya doygun ortamlarda birikmesiyle oluşuyor ve bu koşullarda karbon uzun süre hapsoluyor. Fakat turba kuruduğunda, organik maddeyi parçalayan mikroorgonizmalar yeniden aktifleşiyor ve depolanan karbon atmosfere karbondioksit olarak geri dönüyor.

Küresel karbon dengesi açısından kritik bölge

Kongo Havzası’ndaki bataklık ve turbalık alanlar, yeryüzünün kara alanlarının yalnızca yüzde 0,3’ünü kaplamasına rağmen, tropikal turbalıklarda depolanan karbonun üçte birini barındırıyor. Bu da bölgeyi küresel ölçekte dev bir karbon rezervuarı konumuna taşıyor.

Dünyanın en az araştırılmış büyük orman ekosistemlerinden biri olan Kongo Havzası’nda, bu geniş ve karmaşık sistemlerin iklim değişikliği karşısında nasıl tepki verdiğini anlamak için daha kapsamlı ve uzun vadeli çalışmalara ihtiyaç olduğu vurgulanıyor.

Kaynak:

https://newslink.reuters.com/