Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
Dünya topraklarının yüzde 0,7’si benzersiz ve tehlike altındaki türlerin üçte birine ev sahipliği yapıyor

Yeni yapılan bir araştırmaya göre, dünyanın karasal yüzeyinin sadece yüzde 0,7’si yüksek tehdit altındaki ve benzersiz canlıların üçte birine ev sahipliği yapıyor.

Uçsuz bucaksız evrimsel yaşam ağacında bazı hayvanlar, çok sayda yakın akraba türüne sahip olmaları nedeniyle nesli tükenme riski altında olanlar listesine dahil edilmiyor. Ancak kızıl panda gibi bazı türlerin yakın akrabaları yok ve Ailuridae familyasındaki tek tür olarak biliniyorlar.

Gelincik ve rakunları da içeren bir hayvan grubu olan kızıl pandanın yaşayan başka bir türle en yakın ortak atasını bulmak için yaşam ağacında 24 milyon yıl geriye gitmek gerekiyor.

Kızıl pandalar IUCN Kırmızı Listesi’nde nesli tükenmekte olan türler arasında yer alıyor. Dolayısıyla soyları tükenirse yaşam ağacındaki bütün bir dal da onlarla birlikte yok olacak.

Araştırmacılar, insan faaliyetlerinin onları yok olmaya zorlayabileceği bölgelerde yaşayan kızıl panda gibi eşsiz ve tehlike altındaki türleri bulmak ve yaşam alanlarını keşfetmek için çalışmalar başlattı.

Öncelikle dört ayaklı omurgalılar olan tetrapodlara odaklanan araştırmacılar, dünya genelinde 33.000’den fazla türü inceledi ve 33 ülkede 25 öncelikli tetrapod EDGE Bölgesi belirledi.

Bu EDGE Bölgeleri dünya topraklarının yalnızca yüzde 0,72’sini oluşturuyor. Ancak dünyadaki EDGE tetrapod türlerinin yaklaşık üçte birini barındırıyor. Bu türlerin yarısı endemik ve Dünya’da başka hiçbir yerde bulunmuyor.

Tetrapodların yaşadığı EDGE Bölgesi tropik kesimlerde ve adalarda bulunuyor: Kosta Rika, Malezya Yarımadası, Kamerun ve Hispaniola listenin başında yer alıyor. Ancak yüzde 10 gibi bir nüfus yaklaşık 3.000 EDGE türü, yağmur ormanları, çöller, kıyılar ve 2.800 metreden daha yüksek dağlara ve çok çeşitli ekosistemlere ev sahipliği yapan Madagaskar adasında bulunuyor.

Dünya 2030 yılına kadar, kara ve okyanuslarının yüzde 30’unu koruma hedefiyle biyolojik çeşitliliğin korunması adına mücadele ederken, yeni araştırma, dünyanın küçük bir bölümüne yoğunlaştırılan bu çabaların ortak evrimsel mirasımızı kurtarmak yönünde olumlu bir etkiye sahip olabileceğini gösterdi.

Sonuç olarak, tüm tür yok oluşları aynı anlama gelmiyor. Bazıları daha büyük bir çeşitlilik kaybına neden oluyor. Bu da dikkate alınması ve hesaba katılması gereken bir konu olarak ortaya çıkıyor.

Kaynak:

https://news.mongabay.com/short-article/just-0-7-of-land-hosts-one-third-of-unique-endangered-species-study/