Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
İklim krizi yönetiminde önemli bir başlık: Doğru şehir planlaması

Hızla artan şehirleşme sonucu ve oluşan ısı adaları nedeniyle şehirlerin, dünya ortalamasına göre iki kat daha fazla ısınması bekleniyor. Dolayısıyla şehirlerin değişen iklim koşullarına hazırlıklı olacak şekilde planlanması giderek daha fazla önemli hale geliyor.

Dünya Bankası’nın 2022 verilerine göre, 2050 yılına gelindiğinde her 10 kişiden 7’sinin şehirlerde yaşayacağı tahmin ediliyor.

BM Çevre Programına (UNEP) göre hızla artan kentleşme ve ısı adaları, şehirlerin diğer bölgelere kıyasla iki kat daha fazla ısınacağını öngörüyor. Sera salımlarının bu şekilde devam etmesi durumunda 2100 yılına gelindiğinde dünyadaki birçok şehrin 4 santigrat dereceye kadar ısınacağı tahmin ediliyor. 

UNEP, bu durumun şehir yaşamı üzerinde ciddi tehditler oluşturacağı konusunda uyarıyor.

İklim krizine karşı gerekli şehir planlamalarının yapılmaması halinde 2050 yılına kadar yüksek nüfuslu birçok kıyı şehrinin en az yüzde 5’lik kısmı sular altında kalacak. Rio de Janeiro, Cotonou, Kalküta, Barranquilla ve Perth risk altındaki şehirler arasında gösteriliyor.

Bunlara ek olarak şehirler üzerindeki sel riski, iklim değişikliği, artan kentleşme ve yetersiz yağmur suyu yönetimi nedeniyle hızla artıyor. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1,81 milyar insan çok şiddetli sel felaketleriyle karşılaşıyor. Bu durum, milyonlarca insanın geçim kaynaklarını ve hayatlarını ciddi şekilde etkiliyor.

Bu yıl ‘’Dünya için Kırmızı Kod’’ temasıyla düzenlenen Uluslararası Peyzaj Mimarlığı Federasyonunun (IFLA) 60. Dünya Kongresi’ne katılmak üzere İstanbul’a gelen Field Operations Tasarım Ofisi Kurucusu James Corner, kentlerin öneminin giderek artacağını ve bu noktada karşı karşıya kalınan en büyük zorluğun kentlerin yaşanabilir kılınması ve işlevsel olarak görevlerini en üst seviyede yerine getirebilmeleri olduğunu söyledi.

Şehirlerin etkili ulaşım altyapısına, yaşanabilir ve çalışılabilir binalara ve önemli yeşil alanlara sahip olması gerektiğini vurgulayan Corner, kentlerdeki yeşil alanların insanların sosyalleştiği yerler olmanın ötesinde rolleri olduğunu aktardı. 

İklim krizinin şehirleri pek çok yönden tehdit ettiğinin altını çizen Corner, artan nüfus, azalan su ve gıda kaynakları gibi sorunlara iklim krizinin de eklenmesiyle ortaya korkutucu bir tablo çıktığını dile getirdi.

Corner, ‘’İklim krizi beraberinde fırtınalar, seller, toprak kaymaları, kuraklık gibi aşırı hava olaylarını getiriyor. Bu bağlamda birçok bölge artık yaşanamayacak yerler haline dönüşüyor. Bu da insanları o bölgelerden başka yerlere gitmek zorunda bırakıyor. Bu nedenle doğru planlama, yönetim ve tasarımla geleceğe daha iyi hazırlanabiliriz’’ dedi.

‘’Giderek artan bir dünya nüfusumuz var ve gıda en önemli meselelerden biri. Bu noktada teknoloji bize yardımcı olabilir. Öte yandan şehirlere entegre ya da en azından şehirlere yakın bölgelerde tarım yapabiliyor olmamız lazım. Örneğin çatılarda oluşturulan bahçelerde, parklarda gıda üretimi yapabilecek alanlara sahip olmamız gibi.’’

Teknolojideki gelişmelerin iklim krizi ile mücadelede önemli bir destek olabileceğini savunan Corner, ‘’Bence yapay zeka büyüleyici, özellikle verilerle arasının iyi olması ona çok fazla güç veriyor. Öte yandan tasarım süreçlerine gelince yapay zeka konusunda endişelerim var. İçinde yaşadığım şehrin, çevrenin, parkın, yürüdüğüm kamusal alanın tasarımının arkasında bir insan eli olmasını tercih ederim’’ diyerek düşüncelerini aktardı.