Genel Yayın Yönetmeni

Selin Babacan

Editörler

Beyza Nur Seyhan
Dilek Koyuncu
Sıla Kararoğlu

Adres

Cumhuriyet Caddesi, El Irak Apt. 165/5 Harbiye 34373 İstanbul
T: +90 212 219 29 71
BM Genel Sekreteri yükselen deniz seviyelerine karşı acil eylem çağrısında bulundu

Küresel çapta deniz seviyeleri her zamankinden daha hızlı yükseliyor. Birleşmiş Milletler’in dünyanın dört bir yanındaki insanlar için ‘’acil ve artan bir tehdit’’ olarak tanımladığı bir durum yaratıyor.

Pasifik Okyanusu ülkeleri Tonga ve Samoa’yı ziyaret eden BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, yükselen deniz seviyeleri nedeniyle hızlanan krizin ele alınması için acil adımlar atılmasını istedi. Bunun, başta Tonga gibi alçakta bulunan ada ülkeleri olmak üzere dünya genelindeki kıyı toplulukları için varoluşsal bir tehdit oluşturduğunu tekrar vurguladı.

Deniz seviyesinin yükselmesi hakkında bilinmesi gerekenler:

Okyanusların 1880’den bu yana yaklaşık 20-23 santimetre yükseldiği tahmin ediliyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 1993’ten bu yana tutulan uydu kayıtlarına göre, 2023 yılında dünya genelinde ortalama deniz seviyesinin rekor düzeye ulaştığını doğruladı.

Son 10 yılda endişe verici şekilde artış gösteren bu oran, 1993’ten 2002’ye kadar olan uydu kayıtlarının ilk on yılındaki deniz seviyesindeki artış oranının iki katından fazla.

Deniz seviyeleri neden yükseliyor?

Deniz seviyelerinin yükselmesi, iklim değişikliğinin doğrudan sonuçları olan okyanusların ısınması ile buzulların ve buz tabaklarının erimesi gibi faktörlerin bir araya gelmesi sonucunda oluşuyor.

Küresel ısınma, 2015 Paris Anlaşması çerçevesinde belirlenen 1,5C derece hedefiyle sınırlandırılsa bile, deniz suyu seviyelerinde büyük bir artış görülecek.

Gulf Stream gibi okyanus sirkülasyon modellerinin deniz seviyesinin yükselmesinde bölgesel farklılıklara yol açabileceğini de belirtmek gerekiyor.

Bu durumun sonucunda neler olacak?

Yükselen deniz seviyelerinin sadece fiziksel çevre üzerinde değil, aynı zamanda dünyanın dört bir yanındaki hassas ulusların ekonomik, sosyal ve kültürel dokusu üzerinde de geniş kapsamlı etkileri var.

Tuzlu su taşkınları, mercan resifleri ve balık stokları da dahil olmak üzere kıyı habitatlarına, tarım arazilerine ve konutlar da dahil olmak üzere altyapıya zarar verebilir ve kıyı toplumlarının geçim kaynaklarını sürdürme kabiliyetlerini etkileyebilir.

Sel, tatlı su kaynaklarını kirletebilir, insan sağlığını tehdit eden su kaynaklı hastalıkları yaygınlaştırabilir. Ayrıca stres ve ruh sağlığı problemlerine yol açabilir.

Aynı zamanda, özellikle gelişmekte olan birçok küçük ada devletinde (SDIS) önemli ekonomik itici güç olan turizm gelirleri, plajlar, tatil köyleri ve mercan resifleri gibi diğer turistik yerlere zarar verebilir.

Bu kadar çok faktörün bir araya gelmesi insanları, evlerini terk etmeye, mümkünse daha yüksek yerlere taşınmaya veya nihayetinde göç etmeye zorlayabilir. Bunun sonucunda da, ekonomiler ve geçim kaynakları olumsuz yönde etkilenir.

Yükselen deniz seviyeleri ile iklim değişikliği arasındaki bağlantı  

İklim değişikliği nedeniyle artan küresel sıcaklıklar neticesinde okyanuslar çok fazla ısı emiyor. Isınan okyanus suyu genleşiyor. Termal genleşme olarak bilinen bu süreç, deniz seviyesinin yükselmesine önemli bir katkıda bulunuyor.

Yükselen deniz seviyeleri de yıkıcı bir dairesel geri besleme döngüsü yaratıyor.

Örneğin, kıyı habitatlarını koruyan ve iklim değişikliğine katkıda bulunan zararlı karbon gazlarını depolayan mangrov ormanları, koruyucu niteliklerini hızla kaybederek yok olabiliyor.

Bu durumdan en çok hangi ülkeler etkileniyor?

Yaklaşık 900 milyon insanın, yani dünya üzerindeki her 10 kişiden birinin denize yakın yerlerde yaşadığı tahmin ediliyor.

Bangladeş, Çin, Hindistan, Hollanda ve Pakistan gibi yoğun nüfuslu ülkelerin kıyı bölgelerinde yaşayan insanlar risk altında ve potansiyel olarak sel felaketine maruz kalma ihtimallari oldukça yüksek.

Ayrıca Bangkok, Buenos Aires, Lagos, Londra, Mumbai, New York ve Şangay dahil olmak üzere her kıtadaki büyük şehirler de risk altında.

Alçak kara alanlarına sahip küçük adalar tartışmasız en kritik tehditlerle karşı karşıya. Deniz seviyesinin yükselmesi ve diğer iklim etkileri, Fiji, Vanuatu ve Solomon adaları gibi Pasifik Okyanusu ülkelerindeki insanları şimdiden yer değiştirmeye zorluyor.

Deniz seviyesinin yükselmesine karşı ne yapılabilir?

Atılabilecek en önemli adım, iklim değişikliğinin başlıca nedeni olan sera gazı emisyonlarını azaltarak küresel ısınmayı yavaşlatmak olmalıdır.

Bu konuda maliyetli ancak çok çeşitli çözümler mevcut: Bunlar arasında, su baskını ve erozyona karşı koruma sağlamak için deniz duvarları ve fırtına dalga bariyerleri gibi altyapılar inşa etmek; drenaj sistemlerinin iyileştirilmesini sağlamak ve sele dayanıklı binalar hayata geçirmek; mangrov ağaçları gibi doğal engellerin onarılmasını sağlamak, dalga enerjisini absorbe etmek; fırtına dalgalanmalarının etkisini azaltmak için sulak alanları ve mercan resiflerini korumak gibi önlemler yer alıyor.

Pek çok ülke, deniz seviyesiyle ilgili olaylarla başa çıkmak için BM destekli erken uyarı sistemlerinin yanı sıra afet riskini azaltma planlarını da hızla benimsiyor.

Birleşmiş Milletler nasıl yardımcı oluyor?

Birleşmiş Milletler, deniz seviyesindeki yükselişe karşı koymak ve liderlik etmek için, kapsamlı ve uluslararası düzeyde koordine edilmiş benzersiz bir yaklaşım ve donanıma sahip.

BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (UNFCCC), gelecekteki deniz seviyesi yükselişinin boyutunu azaltmak için gerekli olan küresel ısınmayı sınırlamak amacıyla Paris Anlaşması’nı hızlandırdı.

Birleşmiş Milletler, gelişmekte olan küçük ada devletlerine destek sağlıyor. Kayıp ve Hasar fonu aracılığıyla en savunmasız ülkelere mali destek sağlamak ve iklim değişikliğinin etkilerine uyum sağlamalarına yardımcı olmak için küresel toplulukla dayanışma içinde birlikte çalışıyor.

Kaynak:

https://news.un.org/en/story/2024/08/1153596?utm_source=UN+News+-+Newsletter&utm_campaign=36226c8767-EMAIL_CAMPAIGN_2024_08_27_12_00&utm_medium=email&utm_term=0_fdbf1af606-36226c8767-%5BLIST_EMAIL_ID%5D