2010’lu yılların başından bu yana uzaya araç fırlatma ve yörüngede kalma sürelerindeki dramatik artış, uzay faaliyetlerinin sürdürülebilirliği ile birlikte bunların yörüngesel ve karasal çevre üzerindeki etkilerine ilişkin soruları gündeme getiriyor.
Temel endişe ise; Dünya’nın yörüngelerinde uzay enkaz birikimi. Bununla birlikte, gece gökyüzünün parlaklaşması ve uzay endüstrisinin artan karbon ayak izi gibi ek kaygılar da söz konusu.
Son 15 yılda fırlatılan uydu sayısı önemli ölçüde arttı.
1970 ve 1980’lerdeki birkaç aktif on yıllık uzay sistemi konuşlandırmasının ardından, 21. yüzyılın başında fırlatma faaliyeti yavaşladı ve yılda yaklaşık 80 ila 110 uydu uzaya gönderildi. 2013 yılına gelindiğinde bu durum değişti ve fırlatılan uzay araçlarının sayısı neredeyse iki katına çıktı. Bu sayı 2019’dan bu yana yılda 1.000’in üzerinde seyrediyor ve sürekli artmaya devam ediyor.
Bu durum faydalı uzay hizmetlerinin kullanılabilirliğini artırırken, uzay trafiği yönetimi, yörünge slotlarının ve elektromanyetik spektrumun tahsisi açısından zorluklar yaratıyor. Ayrıca, Dünya’nın atmosferini kirleten ve gökyüzünü önemli ölçüde aydınlatan uzay enkazı sorununa katkıda bulunuyor.
Uzay enkazı Dünya’nın yörüngelerinde endişe verici bir hızla birikiyor
Uzay operasyonlarının uzun vadede sürdürülebilirliğine yönelik en önemli tehditlerden biri: Dünya’nın yörüngelerinde uzay enkazının birikmesi.
2022 yılında ABD Uzay Kuvvetleri, çoğunlukla 10 santimetre veya daha büyük çaplı 25.000’den fazla tanımlanabilir uzay çöpünü takip etti. Takip edilemeyen toplam enkaz sayısının yüz milyonlarla ifade edileceği tahmin ediliyor.
Uluslararası enkaz azaltma yönetmelikleri, uyduların kullanım ömürlerinin sona ermesinden sonraki 25 yıl içinde yörüngeden temizlenmelerini öneriyor. Ancak 650 kilometrenin üzerindeki yörüngelerde bu görevin yerine getirilmesi maliyetli ve karmaşık olan aktif deorbit sistemlerinin kullanımını gerektiriyor.
Kaynak:
https://www.oecd.org/en/topics/sub-issues/space-sustainability.html