Devasa ağların deniz dibine sürüklenmesinin verdiği hasar, karbondioksit bulutlarının salınmasına neden oluyor.
Balık yakalamak için kullanılan ve bazıları 10 yolcu jeti büyüklüğünde olan devasa ağların denizin dibinde sürüklenmesinin neden olduğu hasarın büyük kısmı uzun süredir biliniyordu. Ancak bu yeni araştırma, uygulamanın aynı zamanda ‘’göz ardı edilemeyecek kadar büyük’’, hesaba katılmayan bir karbon emisyonu kaynağı olduğunu ortaya koyuyor.
Dip trolü yapan gemiler, karides, yengeç, morina, pisi balığı ve diğer balıkları toplamak için okyanus tabanını tarayan, uzunluğu 0,8 kilometre kadar olan devasa ağırlıklı ağlar kullanıyor.
Çalışmanın baş yazarı ve Utah Devlet Üniversitesi’nde havza bilimleri doçenti ve National Geographic Pristine Seas’den deniz ekolojisti Trisha Atwood, ‘’Özellikle Akdeniz gibi kapalı alanlarda CO2’nin oldukça önemli olabilecek yerel asitlenme yaratabileceğini görebiliyoruz’’ dedi. ‘’Yeni çalışmayla, dip trolünün aynı zamanda okyanus tabanında binlerce yıl boyunca güvenli bir şekilde depolanacak olan karbon bulutlarını da açığa çıkardığını keşfettik’’ açıklamasını yaptı.
Frontiers in Marine Science dergisinde yayımlanan çalışma, her yıl dip trolüyle atmosfere yayılan karbonun, dünyadaki tüm balıkçılık filosunun (yaklaşık 4 milyon gemi) yıllık emisyonunun iki katı kadar olduğunu ortaya çıkardı. Bu miktar, yıllık olarak tahmini 370 milyon ton karbon emisyonuna eşdeğer.
Dip trolüyle elde edilen tortu, uzaydan görülebilecek kadar büyük bulutlar halinde yukarı kalkıyor.
Derinliğe bağlı olarak deniz yatağı çökeltilerindeki çözünmüş karbondioksitin atmosfere salınması onlarca yıl sürse de bilim insanlarının modelleri, trolden kaynaklanan CO2’nin 1996 ila 2000 yılları arasında hızlı bir şekilde havaya yayıldığını gösterdi.
Okyanustaki karbon döngülerine ilişkin uluslararası kabul görmüş modeller kullanan ekibin hesaplamalarına göre söz konusu dönemde salınan toplam karbondioksit 8,5 ila 9,2 milyar ton arasında.
Bilim insanları dip trolünden en çok etkilenen denizlerin Baltık Denizi, Doğu Çin Denizi, Grönland Denizi ve Kuzey Denizi olduğunu belirtiyor.
Araştırmacılar ayrıca, dip trolleme sonrasında okyanusta kalan karbona ne olduğuna da baktı. Suda sıkışıp kalan yüzde 40 ila 45’lik kısım, yerel bölgelerde daha fazla okyanus asitlenmesine yol açıyor.
Bu artan asitlik, bu tür balıkçılığın yapıldığı bölgelerdeki bitki ve hayvan yaşamına zarar veriyor. NASA Goddard Uzay Araştırmaları Enstitüsü müdürü Gavin Schmidt, ‘’Dip trolüyle ilgili karbonun etkilerinden çok daha fazla sorun var; örneğin biyolojik çeşitlilik ve sürdürülebilirlik. ‘’Denizlerdeki ormansızlaşma’’ fark edilip değerlendirilecek kadar büyük boyutta. Umuyoruz ki, tüm etkilerde faydaları en üst düzeye çıkarmaya çalışabilecek politika çabalarına yol açabilir’’ ifadelerini kullandı.
Kaynak: